Bahadırlı: Bakırköy Belediyesi’nin bir CEO’su olacak

Partisinin ve kendisinin hedeflerini anlatan CHP Bakırköy Belediye Başkan Aday Adayı Dt. Ahmet Bahadırlı, Gazete365’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Bahadırlı: Bakırköy Belediyesi’nin bir CEO’su olacak

Partisinin ve kendisinin hedeflerini anlatan CHP Bakırköy Belediye Başkan Aday Adayı Dt. Ahmet Bahadırlı, Gazete365’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Bahadırlı: Bakırköy Belediyesi’nin bir CEO’su olacak
06 Aralık 2013 - 11:41
Reklam

Bakırköy’de iki dönem Belediye Başkanlığı yapan Diş Hekimi (Dt.) Ahmet Bahadırlı, “Yine Yeni Yeniden” sloganıyla tekrar belediye başkanı olmak için yola çıktı. 1995-2004 yılları arasında Bakırköy Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Dt. Ahmet Bahadırlı, yerel seçimler öncesi çalışmalarını sürdürüyor.

Biz de Gazete365 olarak, her anını dolu dolu geçiren Ahmet Bahadırlı’yı ziyaret ederek, kendisine aday adaylığı süreci ve sonrası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Bakırköy hakkında sorular yönelttik. Sorularımıza içtenlikle cevap veren Bahadırlı, “Bir CHP’li nasıl olmalıdır?” sorusundan partinin iktidar hedefine, Atatürkçülük konusundan ülkedeki toplum yapısına, Bakırköy ilçesinden kendisinin yönetim anlayışına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

İşte sıcak sev samimi bir ortamda geçen Ahmet Bahadırlı röportajı:

- Sizce Cumhuriyet Halk Partili olmak neyi ifade ediyor?

- Güzel bir soru “Nedir CHP’li olmak”?
Elbette ilk önce CHP’liliği ruhunda hissetmen gerekir. Sözle, yürekle ama en önemlisi fikri olarak bunu hissetmen ve yaşamak gerekir. Bazıları kendini CHP’li zanneder ya da öyle gösterir. Ancak CHP’li olmak, farklıdır.

-Nedir bu fark, sizce bir CHP’li nasıl olmalıdır?

- İlk şart seçimlerde CHP’ye oy vermektir. Bu ‘CHP’li olmak için yeter kriter midir?’ diye soracaksınız ama asla yetmez. Bu ilk şarttır. Bence bir CHP’li, Atatürk İlke ve İnkılâplarına inanır, inanmakla da kalmaz, Atatürk İlke ve inkılâplarını uygular. Ancak burada şunu da ilave etmek gerekir, işine geleni değil hepsini ilke edinir ve uygular. İktidarda ise toplum ve ülke çıkarlarını gözetir, muhalefette ise bu değerlere karşı tehditleri engeller, onun asıl amacı vatanı kurtarmaktır. Yolsuzluk ve usulsüzlüklerin karşısında durur, bu gibi ahlaksızlıklara her kim olursa olsun müsaade etmez.

- Ülkemizin içinde bulunduğu sosyolojik durum, cemaatler, etnik çeşitlilik vs. etkenleri nasıl değerlendirirsiniz?

- Benim kanaatime göre CHP’nin mezhep, etnik köken ve konjonktürel kişi, grup ya da cemaatlerden medet ummasına gerek yoktur. İlla bir medet bekleyecekse bence bu Halkın iradesini yansıtan Cumhuriyet ve demokrasi olmalıdır. Yani halkın vasisi Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

- Sizce bu söylediklerinizi halk ne kadar algılıyor?

- Bence tamamen algılıyor. Çünkü karşınızda seciyeli ve seviyeli bir halk olduğunu unutmayın. Her ne kadar bazı kesimler ve bir kısım medya her şeyde olduğu gibi politikada da, halkı popüler kültüre alıştırmaya çalışsa da karşımızda “ilkesel belirsizlikten” kurtulmuş ciddi bir halk bulunuyor ve bunun büyük çoğunluğunun CHP’li olduğunu biliyorum.

- CHP’nin en belirgin hedefi sizce nedir? Ne yapmak istiyor?

- Ülkenin geleceği ve toplumun refahı çerçevesinden ele alacak olursak, yeni dönemde yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında öncelikle çok net bir hedef belirlenmiştir. O da biz artık muhalefet partisi değiliz. Biz iktidara aday partiyiz algısıdır. Yani hedef iktidar olmaktır. Bu yolda zaman zaman basına yansıtılan eskinin disiplinsiz ve ciddiyetten uzak görüntüsü silinerek yeni bir vizyonla sağlıklı bir gelecek planlaması yapılarak günlük durumu kurtarmaya yönelik değil gelecek 50 yılı kurgulamaya yönelik bir vizyon geliştirilmiştir.

- Bu plan sizce uygulanabilir mi?

- Elbette! Yetenekli ve politika bilen kimselerin iş başın getirilerek ya da milletvekili olması sağlanarak bu gerçekleştirilebilir. Yani artık siyaset ile işi götürme devri kapanmış olacaktır. Halk büyük bir teveccüh gösteriyor. Bu teveccühü iyi anlamak, halka ve partiye karşı duyarlı olmak gerekir.

- Sizce CHP’nin ülkenin bütününü kucaklayan bir parti görünümü var mı? Bunun için ne yapak gerekir?

- İlk aklıma gelenleri ifade edecek olursam, “özen” her şeyde her davranışta, söylemde hatta kılık kıyafette, binalarda parti merkezlerinde tutum ve davranışlarda öncelikle CHP’lilerin özenli olması gerekir. Sakın yanlış anlaşılmasın ben bir özensizlik olduğundan bahsetmiyorum. Ben uniform bir özenden bahsediyorum. Bir simge olarak, karşıdan gören “İşte bu CHP’li” biri desin.
İkinci olarak partinin ilke ve vizyonu toplumun her kesiminde ve ülkenin her yerinde net ve açık bir şekilde anlaşılmalı ve bilinirliliğinin sağlanması gerekir. Yani büyük puntolarla dağa taşa yazılmalı.
Son olarak ise, belki bu biraz yadırganabilir ama Atatürk’ün de dediği gibi “Yenilik vadisinde asla durmayacağız, daima ilerleyecek ve gelişeceğiz” yani CHP Yenilikçilik vadisinde kalmayacak ve engelleri aşacaktır.

- Son olarak Bakırköy’ü sormak istiyorum. Bakırköy belediye başkanlığına aday olmak üzere çalışmalarda bulunuyorsunuz. Zaten Bakırköy belediye başkanı CHP’li bir başkan, öncelikle sizce Bakırköy neden bu kadar önemlidir, ikinci olarak da siz ne gibi farklı bir yaklaşıma sahipsiniz?

- Bu sorunuza iki farklı açıdan cevap vereyim. Birincisi bir Bakırköylü olarak şahsım için, ikincisi de Partim ve Bakırköy halkı için önemini vurgulayayım.

- Bakırköylü olmak dediniz; bu hususu biraz açar mısınız?

- Bakırköy’de büyüdüm, Ben diş hekimiyim, Bakırköy’de mesleğimi icra ettim. 50 yıldır Bakırköylüyüm ve ben Bakırköy’ü iddia ediyorum herkesten daha iyi bilirim. Ruhunu, jargonunu, potansiyelini bilirim. Herkes de beni bilir. Ben Bakırköy’ü Bakırköy’de yaşamamış birinden çok daha iyi yönetirim.
Bakırköy, sahili doğal güzellikleri, sanayi ve ticaret açısından ekonomik değeri, hava alanı ve sair ulaşım imkânları ile farklı din ve etnik kökenden vatandaşların huzur ve güven içinde yaşadığı, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada marka şehir olma potansiyelini belki de bünyesinde bulunduran en önemli kenttir. Şimdiye kadar değişik kademelerde bir takım yatırımlar yapıldı. Ancak bunlara Bakırköy için asla yeterli olmadı. Marka kent olmak için topyekûn bir çaba içine girmek gerekir.

- Siz 1995-2004 yılları arasında iki dönem Bakırköy Belediye Başkanlığı da yaptınız. Peki, siz bunu nasıl sağlayacaksınız?

- Aday gösterilelim yine bol bol başkanım diyebilirsiniz. Sorunuza gelince, doğru kolay değil! Ancak “Hayallerinizi hedefleriniz haline getirirseniz yapamayacağız şey yoktur.” Benim de Bakırköy için hayallerim var! Bunlar Aday gösterildiğim anda hedeflerim olacaktır. Aslında hepimizin hedefi olması için çalışacağım.

- “Hayallerinizi hedefleriniz haline getirirseniz yapamayacağız şey yoktur.” Çok güzel söz, kulağa çok hoş geliyor, ancak birkaç somut örnekle bunu değerlendirmenizi istesem?

Öncelikle benim en iddialı yaklaşımım “modern belediyecilik” olgusunu yerleştirmektir. Babadan kalma yöntemlerle belediyecilik devri artık sona ermiştir. Bu işin bize göresi olmaz. Dünya belediyeciliği nasıl yapıyorsa bizim de öyle yapmamız şarttır. Bunu yatırımlar ya da altyapıdaki gelişmeler, bir takım modern teknolojileri adapta etmek şeklinde algılamayınız. Bu ayrı şey, yani modern teknolojiyi eski sitemde kullanma çabası ayrı şey, modern belediyecilik ayrı şeydir.
Biz iki dönem önce yaklaşık 10 yıllık Bakırköy belediye başkanlığımız zamanında Bakırköy’e ve özellikle Bakırköylülere birçok değer kazandırdık. Bütün bunları ve gelecekte yapacaklarımızı adaylık broşürümüzde de belirttik. İlk şartımız şeffaflık, şaibeden uzak, sadece günü kurtarmak değil ama hedefimiz Bakırköy’ün gelecek elli yılını kurtarmaktır.
Bunun için öncelikle belediye, partimiz CHP ile işbirliği içinde, koordineli ve CHP’nin ülke bazındaki gelişme politikaları ile uyumlu bir yapı kazanacak. Ve sırasıyla Bakırköy belediyesinin bir CEO’su olacak, beraberinde ulusal ve uluslararası her biri kendi alanında otorite bilim insanlarından oluşan bir bilim kurulu, sanat ve kültür kurulu, ekonomi kurulu, Bakırköy halk meclisleri ve daha birçok yenilik olacak.
Bütün bunların ötesinde en önemlisi Bakırköy halkı bugünkü sıkıntıları hak etmemiştir. Bence Dünya’da bir insan için en korkulacak şey düşüncelerini özgürce ifade edememesidir. Düşündüklerini özgürce ifade etme imkânına kavuşacaktır. Biz, taassubun her türlüsüne karşıyız. Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’ün “size bir tek dogmayı bırakmıyorum” sözünü hatırlıyorum.
Biz değişim istiyoruz. Bu değişim öncelikle insanda başlamalı. Biz Bakırköylüleri bu değişim hareketinin içinde istiyoruz. Halka rağmen, halka karşı hiç bir gelişmenin başarılı olamayacağının farkındayız. Biz, dürüst esnaf, erdemli din adamı, insaflı bilim insanı, cömert zengin istiyoruz. Biz insanlığın gelişmesi için herkesin kendi imkânları ile seferber olup katkı yapmasını istiyoruz. Bir köşeye çekilmesini değil harekete katılmasını istiyoruz. Bakırköy bunu başaracaktır. Bakırköy ruhu buna bir örnek olacaktır.